Yargılama, ödeme ve icra
Postacı zarfı kapıya bırakmış; bu usulüne uygun tebliğ midir?
Postacının dava evrakını hiçbir teslim işlemi yapmadan kapının önüne bırakması, kanunda düzenlenen tebligat usulleriyle aynı şey değildir. Ancak kapıda bulduğunuz kâğıdın asıl zarf mı, evrakın nereye bırakıldığını gösteren ihbarname mi, yoksa özel bir usulle kapıya asılan evrak örneği mi olduğunu ayırın. Kapıda kâğıt bulunması tek başına hem geçerliliği hem geçersizliği kanıtlamaz.
Adreste bulunmama veya ret nedeniyle yapılan olağan muhtar tebligatında ve adres kayıt sistemine özgü özel usulde, asıl evrak kanunda belirtilen muhtar, ihtiyar heyeti üyesi veya zabıta görevlisine imza karşılığı teslim edilir; kapıya ise teslim yerini gösteren ihbarname yapıştırılır. Bu işlemler gerçekleşmişse kapıdaki kâğıdı sonradan görmeniz ayrı konudur. Asıl zarfın teslim kaydı olmadan kapıya bırakılmasıyla bu yöntem karıştırılmamalıdır.
Öte yandan daha önce usulüne uygun tebligat yapılıp adresini değiştiren gerçek kişi, yenisini mahkemeye bildirmez ve adres kayıt sisteminde de adresi tespit edilemezse, eski adreste kanundaki özel kapıya asma yolu uygulanabilir. Bu yüzden her kapıya asılan evrakı yalnız “muhtara bırakılmamış” diye geçersiz saymak da doğru değildir. Hangi hükme dayanıldığını ve onun bütün koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediğini mazbatadan kontrol edin.
Kapıda bulduğunuz belgeyi ve zarfı saklayın; bulunduğu yeri ve zamanı gösteren mevcut kayıtları koruyup mahkemeden mazbatanın tamamını alın. Evrakın kime teslim edildiği, imza, asma veya yapıştırma kaydı yoksa bunu somut olarak bildirin. Gerçek öğrenme tarihinizi de açıklayın; usulsüz tebliğ öğrenmeyle geçerli hâle gelebilir. Yalnız “kapıya bırakılmış” demek yerine hangi zorunlu işlemin eksik olduğunu göstermek, süre hesabının doğru incelenmesini sağlar.