Fiilî el atma
Kanal için yalnızca kıyı şeridine girildi ama toprağım kaydığı için kalan kısmı da kaybettim; müdahale sınırı nasıl değerlendirilir?
İdarenin planında yalnız kıyı şeridinin gösterilmesi, onun dışındaki kaymanın ve zararın hiç incelenmeyeceği anlamına gelmez. Fiilen kullanılan alan, kayan toprak ve kalan bölümde gerçekten ortaya çıkan kayıp ayrı ölçülmelidir. Bununla birlikte toprak kayması nedeniyle etkilenmiş her metrekareyi otomatik olarak idarenin mülkiyetine alınmış alan saymak da doğru değildir.
Kanal çalışmasından önceki parsel ve kot bilgilerini, kazı sınırını, son durum ölçülerini ve kaymanın gelişimini karşılaştıran teknik inceleme isteyin. Kaymanın çalışmadan mı, önceden var olan zemin durumundan mı veya bunların birlikte etkisinden mi doğduğu açıklansın. Toprağın yer değiştirmesi, arazi yüzeyinin kalıcı kaybı, erişim engeli ve giderilebilir hasar aynı sonuç değildir; teknik rapor bunları tek bir “etkilenen alan” rakamında belirsiz bırakmamalıdır.
Tapu sınırı ile zemindeki yeni görüntüyü de ayırın. Türk Medeni Kanununa göre arazi kayması kural olarak sınır değişikliğini gerektirmez; ancak yetkili makamlarca heyelân bölgesi olarak belirlenmiş yöreler için özel hüküm vardır. Bu nedenle yalnız yeni kanal kenarını kadastro sınırı kabul etmeyin; resmî sınır ve varsa bu özel bölge kaydı kontrol edilmelidir. Kaybolan veya taşınan toprağın görülmesi, hangi mülkiyet kaydının değişeceğini tek başına çözmez.
Kamulaştırılan bölümün bedeliyle, sınır dışındaki fiilî kamu kullanımı veya kazının yol açtığı zararları ayrı gösterin. Mülkiyetin karşılığı, eski duruma getirme ve kanıtlanan zarar kalemlerinden hangisinin uygun olduğu gerçek etkiye göre değerlendirilir. Aynı kayıp iki kez karşılanmamalı; fakat idarenin yalnız başlangıçtaki şeridi ödemesi de sonradan meydana gelen her kaybı otomatik karşılamış sayılmamalıdır.