Özel durumlar
Taşınmazım taşkın alanı ilan edildi; doğrudan su altında kalmayınca el atma sayılmaz mı?
Arazinin henüz su altında kalmaması, taşkın gerekçeli idari sınırlamanın hiç bulunmadığını göstermez. Taşkın ve afet mevzuatı yalnız gerçekleşmiş baskını değil, baskına uğrayabilecek alanları da kapsar. Buna karşılık bir risk alanında kalmakla, barajın işletilmesi nedeniyle taşınmazın fiilen ve kalıcı biçimde su altında bırakılması aynı müdahale değildir; her ikisi için doğrudan aynı bedel sonucu kurulamaz.
Kararın hangi kanuna dayandığını, ilan edilen sınırı ve parselin bu sınırdaki yerini öğrenin. Taşkın koruma kanunundaki saha ilanıyla afet kanunundaki afete maruz bölge ve yapı yasağı aynı işlem değildir. Afet kanununun, taşkın kanununun kendisine aykırı hükümlerini kaldıran düzenlemesi de gözetilmelidir; eski bir metindeki bütün usulleri hiçbir ayrım yapmadan bugünkü dosyanıza uygulamayın.
İlgili su işleri birimi, valilik veya işlemi uygulayan idareden dayanak teknik raporu ve hangi kullanımın neden engellendiğini isteyin. Taşkın koruma rejiminde bazı inşaat ve değişiklikler teknik sakınca bulunmadığına ilişkin değerlendirmeye bağlıdır; bu, her koşulda serbest inşaat yapılabileceği anlamına gelmez. Su akışına engel mevcut yapıların kaldırılması, yeni yapı yasağı ve idarenin alanı bir tesise fiilen katması da ayrı işlemlerdir.
Başvuruda “su henüz gelmedi” demekle yetinmeyip uygulanmış yasağı, reddedilen kullanımı ve gerçek kaybı gösterin. Fiilî taşkın zararı varsa onun nedeni ve alanı ayrıca belgelenmelidir. Koruma kararının hukuka uygunluğu ve somut külfetin giderimi incelenebilir; fakat riskin varlığı otomatik tam bedel hakkı yaratmadığı gibi henüz baskın yaşanmaması da bütün mülkiyet korumasını ortadan kaldırmaz. Can güvenliğini tehlikeye atacak biçimde dere yatağına müdahale etmeyin.